HAYAT….

Hayattan yaşamımız boyunca bahsederiz. Kader ise onun en yakın arkadaşıdır. Ama ona farklı gözle, farklı bakışla bakarız hep.

Kimimiz onu çok severiz. Onu hep güzel yüzlü, kusursuz bir fiziği olan dünya güzeli bir kadın gibi görür ve benimseriz.Onu sevenlerden bazıları da ona ”cennet bahçesi” adını takarlar. Kendisini sevenlere ise daima gülümser, onlara hep başarı,mutluluk ve neşe verir. Onların çevrelerinde pervane olup ” beni seven haşmetli insanların gününü nasıl güzelleştireyim, onların yüzlerini nasıl güldüreyim, onları nasıl memnun edeyim?” diye kara kara düşünüp durur. Onları kanadının altına alıp tüm kötülüklerden korur.

Hayat ondan güzel bahsedenlere çok iyi davranır davranmasına ama yine de uyarmakta fayda var: Hayat yağcılardan, yalakalardan nefret eder. Kendisini övenlerin yağcı ve yalaka insanlar olduğunu öğrendiği an onları aşağıya iter ve onlara sırtını döner.

Kimimiz de ondan nefret ederiz. Onu hilekar ve sahtekar bir şeytana benzetiriz. Onu daima yargılarız, ondan hesap sorarız. Hayat ise insanlara hesap vermekten hoşlanmaz. Kendisine kötü gözle bakanlara, ona gözdağı verenlere de ”siz kendinizi ne sanıyorsunuz? Dünyanın hükümdarı olan bana ne cürret edip de kafa tutarsınız!” diye azarlar.

Hayatın bir kötü huyu da var: Hayat, insanların kendisi hakkındaki kötü düşüncelerini değiştirmek için onlara baskı yapar. İşte bu da hayatın ne kadar kendini beğenmiş ve acımasız olduğunu gösteriyor.

Zaman da hayatın kardeşi… Hayat ona bağlıdır. Yeryüzünün hakimi diyoruz ama birisine bağlı olmaktan paçasını hiç kurtaramamıştır.

Hayat, sonsuzdur deriz ama bu kanıya vararak ne kadar büyük bir yanılgıya düştüğümüzü bilemeyiz. Ölümsüz eserlerin, ”ölümsüz” dediğimiz hayatta önemli başarılar elde etmiş insanların bile bir sonu vardır. Hayatın sonu kıyamettir… Kıyamet bir kere koptu mu bir daha yanımızda bulamayız hayatı. Gözlerimiz kararır, bir an yıkılırız. İşte o zaman anlarız ki bizi ayakta tutan, yaşamamızı sağlayan hayatın ta kendisiymiş.

Hayat hafife alınmaktan nefret eder. İnsanların kendisini tanımasını ister. Her an, her şeyi yapabileceğinin bilinmesini ister.

Hayat bir sahnedir demişler, hiç de yanılmamışlar. Şu dünyada hayat bir sahne, biz de orada oynayan oyuncularız. Bu hayat tiyatrosunda herkes başrolde oynar. Bu sahnede mühim olan bu sahnede ne kadar ve nasıl oynadığımızdır. Dürüst ve muhteşem mi, yoksa çıkarcı ve berbat mı? Sahnede sayılamayacak kadar çok mu kalıyoruz ya da hiç mi hayat sahnesinde bulunmuyoruz? Bu yalnızca bizim elimizde olan bir şeydir. Seçim bizim…

Bir de hayat, nedensiz bir şekilde bizi terkeder. Bizi terkettiğinde de bize bir daha dönmez. Hayatın bizi terkettiği anlar, biz insanların ölüm anıdır. Bazen o bizi terketmek istemez.Katillerimiz hayatı bizden zorla alırlar.

Kimi zaman da biz hayatı kovarız. Neden peki? Cevaplanması gerçekten çok zor bir sorudur. Ben yine de cevaplayayım isterseniz. Aslında bunun nedenleri sayılamayacak kadar çoktur; ya büyük bir travmanın tam ortasındayız ya insanlar bizi sevmiyordur, ya yasağı çiğnemişizdir, ya da canımız sıkkındır. İşte o zaman biz intihar ederek onu bir anda kapı dışı ederiz.

Peki hayat kovulunca nereye gider, kime gider? Bu da çok basit bir soru. Bir annenin karnındaki bebeğe gider. Karından çıktığı andan mezara kadar ona o sahip çıkar.

Hayat bir öğretmendir. Bizi her an ve her gün sınava tâbi tutar. Bizi sınamak amacıyla da bazen önümüze engeller koyar. O engelleri aşıp bir ders çıkartmamız son derece mühimdir. Bir de o engellerin nasıl aşıldığı… Torpillerle, ayrımcılıkla mı yoksa kendimiz mücadele edip de mi aşıyoruz engelleri?

Hayat o kadar ikiyüzlü, o kadar ikiyüzlüdür ki, dünyanın en ikiyüzlü insanını bile şaşırtır. Bir gün değer verdiği insanı ertesi gün yüzüstü bırakır. Bazen de bu durum tam tersidir. Ama bir gerçek verdır ki hayat bizden şikayet edebilir ama biz hayattan şikayet edemeyiz. Çünkü insan katrilyondan fazladır, hayat ise bir tanedir. Hayat birisinden şikayet edince yenisini bulabilir biz hayattan şikayet etsek de bir tane hayat vardır. İnsanlar mızmızlansa da hayata kötü gözle baksa da gerçek bu. Bir tane daha hayat yok.

İşte hayat böyle, bizi mükafatlandırır, bizi sınar, bizi cezalandırır, bizim canınızı yakar… Hayat her ne kadar tuhaf bir soyut varlık olsa da yine de ona gülümseyin. Hayatın size kötülük yapmasını istemiyorsanız bunu yapın. Hayata gülümseyin!…..saygılarımla.

SEVGİNİN OLDUĞU YERDE..İMKANSIZ YOKTUR..

  Yaşam Koçu ve Yaşam Koçluğu Nedir? Yaşam koçu ile
Neden iletişim ve ilişki koçluğu ? Yaşamda herkes sürekli iletişim
Aile Evlilik Koçluğu Nedir? Eğer ailenizde veya evliliğinizde birtakım sorunlar
KURUMSAL Koçluk nedir ? Koçluk(Coaching) en kısa ve öz anlatımla;
Etkili iletişim ve konuşma nedir? Etkili iletişim yolları hakkında kısaca
  Biriyle ilk kez karşılaştığımızda ilk izlenimimizin oluşması ve o

Yaşam Koçu

Koçluk konusundaki hedefi, insanların kendilerinde varolan potansiyellerini ortaya çıkartarak kendilerini keşfetmelerine aracılık etmek ve buna seyirci olmak.

Bana Mesaj Gönderin

İletişim Bilgisi